Çift Taraflı Sevgililer Günü

9 02 2010

Erkek Gözü ile;
Yılın bu zamanları içim daralıyor. Daha yılbaşını yeni geçirdik derken. Şimdi bir de tüketim toplumunun icadı “sevgililer günü” cilesi çıktı ortaya. Beklenti içerisinde sevdiceğim. Yemek yiyecek güzel bir yer bulsam ve bir çiçek alsam olur herhalde. Konuştuğumuzda hiç önemli değil hayatım boşver, kim çıkarmış bu sevgililer gününü diyor aslında sevgilim, ama işte yine de bir şeyler ayarlamak gerek. Kuzenim bu konuda kesinlikle söylenenlere inanmamam gerektiği konusunda beni uyardı. Yolda bir kırmızı gül ile halledebileceğimi düşünüyordum fakat son güne bırakırsam fiyatların 3 katına çıkacağını da hesaplamam gerekecek. Acaba bir şeye ihtiyacı var mı? Onu mu alsam. Bir parfüm, tişört filan. Neyse son dakika planı olacak cuma günü yemek yiyecek bir yerler bulayım. İşin kötüsü şimdi küçük surprizler, romantik hediyeler bulup beni şaşırtacak. Böyle günlerde erkeklerin ve kadınların farklı gezegenlerden olduğunu keşke bilse.

Bayan gözünden;
Yaşasın sevgililer günü yaklaşıyor. Sevgilim her sevgililer günü olduğu gibi, tüketim toplumu ile ilgili çeşitli söylemeleri var. Ama benim içimde çok büyük bir umut var, bir oda dolusu kırmızı gül, ve ilanı aşk mı düşlesem yoksa, sakin bir yemeği süsleyen bir dans mı? ya da güzel bir şiir? Çok mu abartıyorum, ama böyle günler böyle surprizleri yapmak için yok mu zaten :) Şimdiden hazırlanıyorum bu gün için, ona uygun bir hediye bulmak ya da nasıl bir surpriz yapacağımı planlıyorum. Çünkü son günleri ne giyeceğimi düşünerek geçirmem gerek, saçlarım, makyajım… Hava nasıl olacak acaba, şimdi bir de surpriz yapacağım diye nasıl bir yere gideceğini de söylemiyor, nasıl bir kıyafet giymeli insan kararsız kalıyor haliyle…Belki de topuklu bir ayakkabı almalıyım bilemiyorum. Ona uygun bir şeyler bulmak için, farklı web sitelerini geziyorum, yurtdışı siparişi olacaksa hemen vermem gerek, yoksa lojistik olarak yetişemez, 14ünü bu yıl 13ünde kutlayabiliriz. Acaba o neler düşünüyor fotoğraf makinesini hazır etsem, bir kaç kare çekebilir miyim acaba? Küçük kız kardeşimden fotoğraf makinesini kaçırmalıyım bu durumda, ama fotoğraf makinesini alacaksam küçük çanta alamam. Öncelikle acaba çantamı alsam? Acaba ne takı taksam? Şimdi kolye taksam mı, (belki hediye kolye alır) yoksa takmasam mı acaba hiç birşey? Ayrntıları düşünmeye yarın devam etsem daha iyi olacak galiba… Bir billboard mu kiralasam, aşkımı ilan etsem? En iyisi uykuya dalmak…





Ve Karlar düşer…

25 01 2010

Sibirya soğukları ülkemize geldi. Hoşgeldi. Yukarıdan yavaş yavaş aşağıya doğru indiğini haftasonu İstanbul’dan İzmir’e gelişimle daha da iyi anladım. İstanbul çok soğuk, İzmir soğuk… İzmirli olunca insan ne giyeceğini bilemiyor böyle havalarda. Kar topunu çıplak elle yapmaya o kadar uzak büyümüşüz ki. Karlı bir gün için tüm özel aksesuarı olan ve karları gördüğünde gözleri ışıldayan birileri varsa çevrenizde biliniz ki İzmirli olma ihtimali yüksektir. Karlı bir günün kötü yanının, yüzüme saatte … km hızla suratıma çarpan kar olduğunu da sindirmiş bulunmaktayım. Kar yanığı mı oldum sevinci yaşadım, hatta hayatımda ilk defa, suratıma yediğim tokat sebebiyle. halbuki olay soğuktan yamulan suratımın kızarmasıymış sadece. En büyük botlarım, su dolu leğene girsem üşümeyeceğim kadar sağlam olanları kuşandım. İçime iç donu bulsam giymek isterdim ama şu son moda taytları bu işe alet ettim. Çift kat çoraplarımla birlikte, eldiven, atkı ve bere :) Bir aksiyon filmi karekteriydim sanki. Havaalanında o kadar çok soyunmak zorunda kaldım ki… Ve tabi botlar büyük olunca onlarında makineye girmesi gerekiyor, neredeyse aksiyon filmi karekteri olarak atacaktım kendimi makinenin içine :) ama yapmadım, paşa paşa galoşlarımı giydim. Uçak kanatlarını donmaya karşı fışkırttıkları malzemeyi merak ederek, tıngır mıngır geldik… Sabah İzmir’de oldukça soğuktu, yarışırdı valla İstanbul’la. Ama güzelim İzmirimde, kışa karşı korunaklı giyinsek de, sabah vapura bindiğimde gözüme güneş gözlüğümü takabildim :) (hahay)

SON DAKİKA; Onurair uçağına yapılan ihbarda asılsız çıkmış haberi, ya sanırım otobüsçüler yapıyor bu ihbarları bence bu konuyu inceleme altına alsınlar.





Kapalıçarşı Dizisi

18 01 2010

Diziyi arasıra izleyen ben bugün denk geldi televizyon karşısındayım. nejat İşler’in içki sorunu sebebiyle, diziden atıldığını veya senaryo sebebiyle diziden ayrıldığı vb. dedikoduları okudum,dinledim ve izledim. Anlayamadığım, bir kişinin diziden ayrılması sebebi ile, diziyi izleyen tüm ev ahalisi ve tüm dizi sever Türk Halkı salya sümük ağlıyor. Hatta diziyi izlemeyen ben bile ağlıyorum.  Şu senaryonun hızlı değişmesine de hasta oluyorum, güzelim diziler ne hale geliyor yaw. Avrupa Yakasını geri istiyorum. İçim şişti.





Dertliyim, bir gribim

12 01 2010

Soğuk almak mı oluyor, grip mi yoksa domuzun gribi mi tam olarak bilemiyorum. Adana’da domuz gribi oranı çok yüksek olduğu için domuz kısmında da şüphelenmekteyim. Zaten bu gezip, görerek çalışma hikayesi bünyeme acayip uygun olmayan bir mesele. Neyse damarıma basmayayım. Şimdi durumumu özetlemek gerekirse, burnum akıyor, boğazım ağrıyo ve kaşınıyor, öksürüyorum ve hayallerimde ortalama sıcaklıkta ama yastığının altı soğuk olan bir yatak var, kafamda yapmam gereken binlerce iş var, bu arada fuar alanında ki gürültü ve nerede beleş oraya yerleşçilerle savaşmaktayım, üstelik bu savaşı tek başıma gerçekleştirmekteyim. Bunların yanında karnım aç ve yanımda nakit param yok. Çünkü atm bulamadık, daha doğrusu arayamadık.  Mızmızlığım doruklarda, domuz gribi olmuş olabilir miyim acaba? Henüz ateşim çıkmadı ama…  Adana’yı size uzun uzun anlatmak isteği içindeyim ama gücüm yok… Geri gelsin ve ben unutmazsam tabi anlatacağım..





Havada bulut çok…

10 01 2010

Değişik bir pazar günü. İnsan acaba çok mu uyudum diye uyanıyor, bir türlü sabah oluyor yada sabah atlanmış hemen akşam olmuş.  Fotosentezle çalışıyorum sanki, pazar günü günlük güneşlik olmayınca, harekete geçemiyorum. Haftanın yorgunluğu ve havada bulunan bulutlar birikmiş, yoğunlaşmış ve zate uyandığımda bulunmayan enerjim bulutlara karışmış durumda. Gözüme kestirdiğim evin çeşitli köşelerinde uzun oturuşlardayım. Havadaki bulutlardan bu kadar etkilenir mi insan demeyin, Okuduğum kitaptan sıkılıyorum, ne yiyeceğim konusunda kararsızım, gazeteler, televizyon sadece sıkıcı değil üzerine bir de üzücü. Yapacak işlerin listesini hazırlamaktan korkar durumdayım. Zaten listelemek yetmiyor artık, kafamdan çıkabilmem için bazı başlıkları. Pazar gününün geleneksel resminden uzak bir pazar günü yaşıyorum; üzerinden dumanlar tüten ince belli bardakta çay, yanında gazete ve simit. Yağmur yağsa da dağılsa biraz hava…





Teklerden (9) çiftlere(0) geçtik.

3 01 2010

2009 bitti. Bir yıl daha geçti iyisi ve kötüsüyle diyoruz. Bir kaç iyi dilek yeni yıla dair; Twitter’da takip edeniniz çok olsun, facebookta ki arkadaşlarınızla buluşacak vaktiniz bol olsun ki arkadaş listenizin kabarıklığı sosyal olarak hayatınıza bir şey katsın, spam e-postalarınız olmasın, istemediğiniz reklam smsleri gelmesin cebinize, arkadaşlarınızdan biri bir değişiklik yapıp e-posta yada facebook mesajı yerine, mektup yazsın dogum gününüzde, blog hitlerinizde çok büyük artış olsun, google aramalarında adınız en üst sırada çıksın, sozlukte adınızın altında birşey yazsın, masaüstünüz temiz, çöp kutunuz boş olsun, uygulamalarda en büyük çiftlik, akvaryum, kafe sizin olsun, top atışlarınız isabetli olsun, cep telefonunuz ekranı sevdiklerinizin yanağına dönüşebilsin inşallah ve yanak yanağa konusup, teli kaparken bir yanak verin sevdiklerinize…
2009′dan aldığım ders; sanallarla yalanları karıştırmamak gerekir, “bir bakmışım sen yokmuşun dostlarınızın hayatınızdan gitmesine izin vermek gerekir, çaba; olanı biteni, sözü, savı, tezi, teoriyi, güveni ve sizliği büyük ihtimal değiştirmez. (0.89)

Teklerden çiftlere geçtik, özü şudur ki, kısa yoldan siz bu sene bir F5 e basın :) )





Bir karış…

10 12 2009

Karmaşanın içinde bir karış suratla, bir karış yol alamamış bedenler içinde… Karmaşa diyorsak bu olan bitene, biliyorsak, sindirdiysek herşey olağansa artık hala karmaşa denebilir mi bu kıyamete? Zamansızdır gelenler ve beklenmedik her gelenle zamansızlaşır hayatın ve sen bir karış suratla bir karış yol almamışsındır. Zamansız gelenler hep olumsuz değildir ya, ansızın hayatına giriverecektir güzellikler… Geleceği günü karış karış hesapladığın her güzellik, hesaplarını alt üst edecektir. Karıştırmışsındır ak ile karayı. karıştırılmıştır kafan. Ve sen tüm bu karışıklığın içinde, hayallerini sulamalısın… Ansızın gelecek, bir gül yaprağından kayıp toprağa karışacak yağmur tanesi gibi, bulutların içinde beklediğin günlere gülerek, tadını çıkarmalısın yaprağın ve toprağın… Bir karış ilerlemez mi senin zamanın, akan farklı bir  zamandır. Sen zamanını beklerken, pembe mavi defterdeki sayılar eskir.





Bayram mı yoksa bayramın tatili mi?

28 11 2009

Bir bayramı daha, yarı tatil yarı aile saadeti şekilde geçiriyoruz.  Sizlere sevdiklerinizle, birarada olduğunuz huzurlu ve dinlenceli bir bayram diliyorum. Bayram hediyesi olarak, Kent markasının hüzünlü reklamlarından birini seçtim sizin için;
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/2225/





Manevi Değeri Yüksek Hediyeler 2

14 11 2009

Doğru hediyeyi seçmek önemli. Hatırlamak ve hatırlanmak. Hediye vereceğiniz insan ve hediye verme sebebiniz sizi doğru armağana yönlendirecek en önemli bilgiler olacaktır. Bugün hatırlaman yeterli desek de, (ki hatırlanmak gerçekten çok önemli) yine küçük bir armağan ile karşılaşmayı herkes ister ve sever. Doğru hediye için karşınızda ki dinleyin ve izleyin. Kimi zaman onun davranışları sizi zaten yönlendirecektir. Tabi eğer bu takibi kişinin doğum gününden bir gün önce yapıyorsanız, hediye alınacak kişi konuyu farkedecektir. Karşınızdaki kişiyi tanırsanız eğer, onun ne gibi hediyelerden hoşlanacağını biliyor olursunuz… Bir de tabi sizin yetenekleriniz de önemlidir. Son zamanlarda bilgisayar kullanımı konusunda bilgi olan kişiler Movie Maker’da hazırladıkları kısa video/fotoğrafları sevdikleriyle paylaşıyorlar. Bu program bir çoğumuzun bilgisayarında var aslında. Bu programı kolaylıkla keşfedebilirsiniz. Elinizde de yeterli doküman var ise, (fotoğraf ve video olarak) çok güzel bir cd hazırlayabilirsiniz.
gift_subYa farklı yeteneklerimiz var ise, resim yapabiliyorsanız mesela? İşte o zaman  alacağınız küçük tual ve arka kımına yazacağınız güzel bir dilekle harika bir hediye elde edebilirsiniz.

Yeni yıl yaklaşırken ajanda hediye edebileceğiniz bir kişi için, ajanda yer alan sizin için özel günlere çeşitli yazılar ve stikerlar ekleyerek hediyeyi paketleyebilirsiniz böylelikle tüm yıl hatırlanmış olursunuz :)

Eğer hediye vereceğiniz kişinin telefonun, açılış notunu değiştirebilirsiniz. Tabi notu değiştirdikten sonra telefonu doğru zamanda kapatmayı unutmayın..

Hediyeye manevi bir anlam katmak özellikle günümüzde çok daha fazla değerli bence. İşte bu sebeple, hediyelerinize kendinizden birşeyler katmayı unutmayın…





2010 Eldiveni

1 11 2009

Etre-Touchy-GlovesEkimi de atlatalım öyle çıkarırız dediğimiz kışlıkları, bu haftasonu yağmur ve fırtınalı hava sebebiyle, yüklüklerden dolaplara indirdik. Kışların içerisinde bir de yün şapka ve eldivenler de dolaptaki yerini aldılar. Fakat eldivenlerimiz yüklükte yatarken, teknoloji gelişti. Dokunmatik ekranlı cep telefonları vardı ama bu kadar yaygın değildi geçtiğimiz kış. Şimdi iphonelar ipod touch, ipaqleri düşününce, yeni tasarım eldivenlere ihtiyacımız vardı. Etre Touchy Gloves (£20)bizi hem sıcak tutuyor hem de dokunmatik ekranların kullanımı için bize hareket imkanı sağlıyor. Tabi mevcut eldivenleri makas kullanarak kesmek de işin kolay çözümü :) )